Sayfalar

11 Mart 2012 Pazar

Atatürkün Liderlik Özellikleri Slayt

Atatürkün Liderlik Özellikleri

Sunudan kısa bir kesit;


ATATÜRKÜN LİDERLİK ÖZELLİKLERİ (kendi görüşlerinden)
Prof.Dr Hikmet Özdemir’in kitabından

BU SUNUDA
Atatürk’ün Avrupa’ya bakışını
Times gazetesine verdiği mülakatı
Demokrasi ve devrimler hakkında görüşlerini
Devrimleri için kararlılığını
Doğu-batı hakkında düşüncelerini
Nasıl bir sistem istedeğini
     Sadece kendi sözlerinden öğreneceksiniz



LİDERLİK bir özellikte çok iyi olmak değil, tüm özelliklerin toplamında çok iyi olmak ve karizmasıyla bu özellikleri kendine özgü bir biçimde bütünleştirmektir.                                 Adnan Nur Baykan
Liderin başlıca özelikleri
İnsan kitlesi
Kitledeki insanlar arasında iletişim sağlaması
Kitleyi bir amaca motive etmesi
Bireylerin öznel çabalarını kontrol etmesi, kalabalığı ve onun amaçlarını simgelemesi
Danışılan, bağdaştıran, hakem olan kişi olması                                  
                                             
                                             Morris and Seman
Lider dahi olmalı mıdır?
   Atatürk diyor ki:

   Dahi odur ki ileride herkesin kabul ve takdir edeceği şeyleri ilk ortaya koyduğunda herkes onlara delilik der.



                                Yusuf Hikmet Baynur,Atatürk’ün Hayatı ve Eserleri
Atatürk’ün Kahramanları
Emir Timur
Sultan Fatih
Napolyon ve İskender'e benzetilmesinden de hoşlanmazdı.
“Ben manevi miras olarak hiç bir nass-ı kati hiç bir doğma, hiç bir donmuş ve kalıplaşmış düstur bırakmıyorum. Benim manevi mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülat önünde, belki gayelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi tasdik edeceklerdir.”
“Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telakkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada ,asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur. Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel minval üzerinde akıl ve ilim rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar.”
     ABD den siyaset bilimci Rustow diyor ki
“ Nutuk’un verdiği izlenimin aksine , Atatürk’ü lider kılan şaşmaz ileri görüşlülüğü değil , tükenmez fikri icat kabiliyetidir. Beklenmeyen fırsatlar ortaya çıktığında onları yakalamasını bilmiştir.”
BİR- ÇALIŞKAN ,AKILCI VE CESUR OLMAK
1950 yılında Afet inan, Atatürk'ün bazı karakter özelliklerini şu şekilde sıralamıştır
1.Felâket karşısında soğukkanlılık.
2.Okuma ve çalışma kudreti.
3.Bir insanla onun hakkında bilgi edinmiş olarak konuşmak.
4.Yaptıklarıyla övünmekten ziyade yapacaklarını düşünmek.
5.Muvaffak olmak.

Yine Afet inan, Atatürk'ün başarı formülünü Onun sözleriyle açıklamıştır:
"Bir insan, hayatında, büyük bir muvaffakiyet gösterebilir. Fakat yalnız onunla övünerek kalmak isterse, o muvaffakiyet de unutulmaya mahkûm olur. Onun için çalışmak ve daima muvaffakiyet aramak, herkes için esas olmalıdır.
İKİ - VATANINA VE ULUSUNA KENDİNİ ADAMAK
“Ben gerektiği zaman en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.”
“Hayatımın bütün safhalarında olduğu gibi, son zamanların buhranları ve felâketleri arasında da bir dakika geçmemiştir ki, her türlü huzur ve istirahatımı, her nevi şahsî duygularımı milletin selâmetine ve saadeti namına feda etmekten zevk almış olmayayım. Gerek askerî hayatımda ve gerekse siyasî hayatımın bütün devir ve safhalarını işgal eden mücadelelerimde daima rehberim olarak millî iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur.”

“Eğer mensup olduğum milletin şanı, şerefi varsa ben de şanlı ve şerefliyim. Aksi takdirde içinizden herhangi bir adam çıkar da şan ve şeref arkasından koşar ve sivrilmek isterse biliniz ki, o başınıza beladır, beladır, beladır. Millet bu gibilerine asla müsaade etmemelidir.”
ÜÇ - GÜCÜNÜ ULUSTAN VE ONUN TEMSİLCİSİNDEN ALMAK
“Ben zannediyorum ki, millet fertlerinden hiçbirinden fazla yüksekliğe sahip değilim. Bende fazla bir girişim görüldüyse bu benden değil, milletin bileşkesinden çıkan bir girişimdir. Sizler olmasaydınız, sizlerin vicdanî eğilimleriniz bana dayanak noktası olmasaydı; bendeki girişimlerin hiçbiri olmazdı.”

“Memleket ve milletin kurtuluşu ve saadeti için çalışmaktan başka bir maksadım yoktur. Bu, insan için kâfi bir sevinç ve haz temin eder. Şahsî, ailevî huzur ve saadet milletin huzur ve saadetiyle kaimdir.”
DÖRT - DOĞRU ZAMANDA DOĞRU KARAR ALMAK VE UYGULAMAK
   Atatürk, mizaç ve yetişme bakımından soyut bir düşünürden çok bir eylem adamıdır. Fakat eylemlerini uzun boylu düşünmüş ve düşüncelerini de harikulade bir şekilde ifade etmeyi becermiştir.

                               Gordon R. Sullivan
Kara Kuvvetleri Komutanı 1996 ABD
BEŞ-SAVAŞI VE BARIŞI PLANLAMAK VE YÜRÜTMEK
"Yolunda yalnız olmayacaksın. Orada aynı hedefi takip eden başkaları ile beraber yürüyeceksin. Bu hayat yarışında, diğerleri kabiliyetleri itibariyle sizi geçebilirler. Bir başarı elinizden kaçabilir. Bundan dolayı onlara kızmayınız ve elinizden geleni yapmışsanız, kendi kendinize de kızmayınız. Asıl mühim olan başarı değil, gayrettir, insanın elinde olan ve onu memnun eden ancak gayrettir."
Büyük Nutuk'ta, bu gizli oturumda tekâlif-i milliye emirleriyle ilgili olarak söylediklerini şöyle aktarmıştır
"Birtakım efendiler de; 'Başkumandan, millete angarya yaptırıyor, oysa kanunlar ülkede parasız zorla iş yaptırmayı yasaklamışlardır,' demişlerdir. Bu doğrudur efendiler; ama ihtiyaç, tehlike bize her şeyi göstermektedir. Ordunun ihtiyaçları millete parasız zorla iş yaptırmayı gerektiriyorsa, bunu yapıyoruz ve en doğru kanun, budur. Milletin ve ordunun yenilmemesi için, kanun buna manidir diye lüzumlu gördüğüm tedbiri almakta tereddüt etmeyeceğim."
ALTI -  DÜŞÜNCELERİNİ ULUSLA PAYLAŞMAK, ULUSU   DİNLEMEK VE POPÜLİZMDEN UZAK DURMAK -İLETİŞİM-
1923-1938 yıllarında, 15 yılda, o günkü ulaşım koşullarında 448 seyahat (yılda ortalama 30 yurt içi gezi) yapmıştır.

"Milleti aldatmayacağız! Millete, daima ve daima gerçeği söyleyeceğiz. Belki hata ederiz, yanlış şeyleri gerçek zannederiz. Fakat millet onu düzeltsin."
"Birbirimize daima gerçeği söyleyeceğiz. Felâket ve saadet getirsin, iyi ve fena olsun, daima gerçekten ayrılmayacağız."
Falih Rıfkı Atay'ın aktardığı ilginç bir bilgi şöyledir
"Cumhuriyetin ilânının on ikinci yıldönümü için büyük dövizler hazırlanmıştı: 'Atatürk bizim en büyüğümüzdür', "Atatürk bu milletin en yükseğidir', 'Türk milleti asırlardan beri bağrından bir Mustafa Kemal çıkardı' gibi.
"Dövizler listesini gözden geçiren Atatürk, hepsini çizdi, şunu yazdı: 'Atatürk, bizden biridir.”
" Ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda lüzumlu olmayan bir sırrı kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi daima halkın önünde söylemeliyim. Yanlışım varsa halk beni tekzip eder. Fakat şimdiye kadar bu açık konuşmada halkın beni tekzip ettiğini görmedim."
devrime karşı koyanlar hakkında
   “Eğer onlar hakkında yani devrime karşı koyanlar, hakkında ne düşündüğümü bilmek isterseniz, derim ki ben şahsen onların düşmanıyım. Onların ileri atacakları her adım yalnız benim şahsıma  değil,  milletimin  kaderine  karşı bir saldırıdır.  Böyle  bir saldırıyı yapanların karşısında  Meclis bulunmazsa, kanunlar bulunmazsa, bütün arkadaşlarım beni terk etse ben yalnız kalsam, onlara karşı yine yürürüm, yine öldürürüm.”
Atatürk baş kesmekten söz ediyor
    l Kasım 1922 günü, Meclis toplantısında Padişahlık konusu tartışılmaktadır. Önergeler üç komisyonun ortak toplandığı bir karma komisyon tarafından incelenmektedir. Atatürk, Hoca Müfit Efendi'nin başkanlığında toplanan karma komisyonu bizzat izlemek gereğini duymuştur. Bu komisyonda üyeler, padişahlık ile halifeliğin birbirinden ayrılamayacağını öne sürmektedirler. Atatürk anlatıyor:

 
"Biz çok kalabalık olan bu odanın bir köşesinde tartışmaları dinliyorduk. Bu tarz görüşmelerin, istenilen sonuca varmasını beklemek boşunaydı. Bunu anladık. Nihayet, Karma Komisyon Başkanı'ndan söz istedim. Önümdeki sıranın üstüne çıktım. Yüksek sesle şunları söyledim: 'Efendim, dedim, egemenliği hiç kimse, hiç kimseye, bilim gereğidir diye, görüşmeyle tartışmayla veremez. Egemenlik, güçle, iktidarla, zorla alınır. Osman oğulları, zorla Türk ulusunun egemenliğine ve saltanatına el koymuşlardı. Bu tutumlarını altı yüz yıldan beri sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk Ulusu bu saldırganlara, artık yeter diyerek ve bunlara karşı ayaklanarak egemenliğini ve saltanatını, kendi eline fiilî olarak almış bulunuyor. Bu bir olup-bittidir. Söz konusu olan, ulusa saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız bırakmayacak mıyız sorunu değildir. Sorun zaten gerçekleşmiş olan bir olayı kanunla saptamaktır. Bu, ne olursa olsun yapılacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi doğal karşılarsa, benim fikrime göre uygun olacaktır. Aksi takdirde, bu gerçek, usulüne göre kabul edilecektir. Ama belki birtakım kafalar kesilecektir."
YEDİ - SAĞLAM BİR TARİH BİLGİSİYLE ZAMANIN ÖNÜNDE KOŞMAK
  Ünlü romancı Peyami Safa'nın yaklaşımı ise şöyledir:
"Kitaptan ve hayattan doğan ihtilaller vardır. Birincilerin hareket noktası ideal, ikincilerin hareket noktası realitedir."
SEKİZ -  EKONOMİDE ÖNCÜLÜK
Lider, 1923 yılında İzmir iktisat Kongresi'nin açılışında ekonomi alanında seferberlik ilanını şu şekilde açıklamıştır

"Fatihler Türk ulusunu peşlerine takarak kılıçla ülkeler alırken, kılıç sallayıp dururken ele geçen ülkelerin halkı kazandıklarını bağışlar ve ayrıcalıklarla sapana yapışıp toprak üzerinde çalışıyorlardı. Kılıçla toprak alanlar sapanla toprak işleyenlere yenilmek ve sonunda yerlerini onlara bırakmak zorundadırlar. Osmanlıların başına gelen de budur işte! Bulgarlar, Sırplar, Macarlar, Romenler sapanlarına yapışmışlar, varlıklarını korumuşlar, güçlenmişler, bizim ulusumuz da böyle fetihlerin arkasında sergerdelik etmiş ve kendi yenik ve bitik düşmüştür. Bu bir gerçektir ki, tarihin her döneminde ve dünyanın her yerinde böyle olagelmiştir. Nitekim Fransızlar, Kanada'da kılıç sallarken oraya ingiliz çiftçisi yerleşivermiştir. Bu uygar sapanla dövüşçü kılıç savaşmasında en son kazanan sapan olmuştur. Sapan, Kanada'yı kılıcın elinden almıştır. Kılıç, kullanan kol yorulur, er geç kılıcı kınına koyar ve kılıç da kınında paslanır gider, ama sapan kullanan kol gün geçtikçe daha da güçlenir, güçlendikçe de daha çok toprağı alır ve işler."
DOKUZ - ORDU'YU YURTTAŞLARIN EĞİTİMİ SÜRECİNE KATMAK
Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal, 22 Şubat 1931 günü Konya Orduevi'nde ordunun millet hayatındaki yerini şöyle anlatmıştır
"Bütün tarih bize gösteriyor ki, milletler yüksek hedeflere ulaşmak istediği zaman, bu galeyanları karşısında üniformalı çocuklarını bulmuşlardır. Tarihin bu umumiyeti içinde yüksek bir istisna bizim tarihimizde, Türk tarihinde görülür. Bilirsiniz ki, Türk milleti, ne vakit yükselmek için adım atmak istemişse, bu adımların önünde daima rehber olarak, daima yüksek ideali gerçekleştiren hareketlerin öncüsü olarak kendi kahraman çocuklarından mürekkep ordusunu görmüştür."
ON - LAİK, CUMHURİYETÇİ VE KATILIMCI YÖNETİMİ ARAMAK
Lider, 27 Ekim 1922 günü Bursa'da Sedbaşı'nda İstanbul öğretmenlerine yakın gelecekle ilgili düşüncesini şöyle açıklamıştır
"Hiçbir   mantıkî   delile   dayanmayan   birtakım   ananelerin, akidelerin muhafazasında ısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç, çok geç olur; belki de hiç olmaz, ilerlemede kayıt ve şartlan aşamayan milletler hayatı makul ve pratik düşünemez. Hayat felsefesini geniş gören milletlerin hâkimiyeti ve esareti altına girmeye mahkûmdur."
"Ulusal egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar yanar, mahvolur. Ulusların tutsaklığı üzerine kurulmuş kurumlar her yanda yıkılmaya mahkûmdurlar."

Türkiye'nin   modern   tarihinde,    orduyu    siyaset kurumundan uzaklaştıran ilk liderdir.
"Bence muhalefet hürmete değerdir. Çünkü o da bir çalışmanın ürünüdür. Fakat edilecek itirazlar makul ve mutedil ve meşru sebeplere dayanmazsa değersiz olur.“

  Mustafa Kemal Paşa, 11 Aralık 1924 tarihli Times gazetesine siyasî partiler konusundaki görüşünü şöyle açıklamıştır
 "Millî hâkimiyet esasına dayanan ve bilhassa cumhuriyet idaresine sahip bulunan memleketlerde siyasî partilerin varlığı tabiidir. Türkiye Cumhuriyeti'nde de, birbirine rakip partiler meydana geleceğine şüphem yoktur."
Falih Rıfkı Atay -ki harf inkılâbının en yakın tanığı anlatmaktadır

Atatürk bir diktacı mı, bir hürriyetçi mi idi? Bir akşamüstü birlikte Saray burnu Parkına gitmiştik. Bir aralık: 'Kimde küçük bir defter var?' dedi. Sanırım garsonlardan biri kendisine bir küçük cep defteri uzattı. Bir şeyler yazdığını görüyorduk. Biraz geçtikten sonra: 'Bunları sana okutacağım, gözden geçir!' diye karaladığı sayfaları bana uzattı. Baktım, yazı benim Ankara'daki komisyondan getirdiğim yeni Latin alfabesi ile! Binlerce kişiye Atatürk'ün Türk yazısını temelden değiştiren sözlerini okudum. Coşkunca bir alkıştır, koptu, iki gün sonra da Anadolu yolculuğuna çıkarak halka yeni yazı dersleri verdi. Bu tepeden inme bir olupbitti idi. Büyük Millet Meclisi'nin bile haberi yoktu. Metodun diktatörce olduğuna şüphe edilemez.”
Atatürk'e göre, "Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve izmihlal (yok olma) vardır; her terakkinin (ilerlemenin) ve kurtuluşun anası hürriyettir."
ONBİR - GERÇEKÇİ VE BİLGİYE DAYALI MİLLİYETÇİLİK (=MİLLİ SİYASET)
Prof. Cavit Orhan Tütengil'e göre,  Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı 'kültür milliyetçiliği' olarak nitelendirilebilir. Başlıca özellikleri, 'mistik' değil 'realist', 'romantik' değil 'rasyonalist' oluşu ve 'irredentisme'e yer vermeyişidir. Öte yandan, Atatürk öğretisinin temel taşı olan laiklikle bütünleşme halinde bulunduğu için de, yaygın milliyetçilik anlayışına aykırı olarak 'din' faktörü, Atatürk milliyetçiliğinin dışında bırakılmıştır. Ayrıca 'ırk' faktörü de bu milliyetçilik anlayışının dışında kalmıştır.
"Ulusumuzun, güçlü, mutlu ve sağlam bir düzen içinde yaşayabilmesi için, devletin bütünüyle millî bir siyaset gütmesi ve siyasetin iç örgütlerimize tam uyumlu ve dayalı olması gereklidir. Millî siyaset demekle anlatmak istediğim şudur: Millî sınırlarımız içinde, her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı koruyup ulusun ve ülkenin gerçek mutluluğuna ve bayındırlığına çalışmak; gelişigüzel, ulaşılmayacak istekler peşinde ulusu uğraştırmamak ve zarara sokmamak; uygarlık dünyasının uygarca ve insanca davranışını ve karşılıklı dostluğunu beklemektir."
"Artık duramayız, behemehal ileri gideceğiz. Geriye ise hiç gidemeyiz. Çünkü ileri gitmeye mecburuz. Millet açıkça bilmelidir. Medeniyet öyle bir ateştir ki, ona bigâne olanları yakar ve mahveder, içinde bulunduğumuz medeniyet ailesinde lâyık olduğumuz yeri bulacak ve onu muhafaza ve ilân edeceğiz. Refah, saadet ve insanlar buradadır."
"Millete şunu da ihtar ettim ki, kendimizi cihanın hâkimi zannetmek gafleti, artık devam etmemelidir. Hakikî mevkiimizi, dünyanın vaziyetini tanımamaktaki gafletle, gafillere uymakla milletimizi sürüklediğimiz felaketler yetişir! Bile bile aynı faciayı devam ettiremeyiz!”
Mustafa Kemal Paşa, 14 Ağustos 1920 günü Erzurum Mebusu Durak Bey ve arkadaşlarının Kazım Karabekir Paşa'nın yönetiminde Şark Cephesi Kuvvetleri'nin saldırgan Ermenilere karşılık vermeyişi iddiasıyla ilgili bir soru önergesi üzerine şunları söylemiştir

"Vakıa bize milliyetçi derler, fakat biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği içindeki bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların bütün milliyetlerinin icabetini tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz her halde hodbinane ve mağrurane bir milliyetçilik değildir.”

ONİKİ - HER ALANDA UYGAR DÜNYADA YARIŞMAK (MİLLİ ÜLKÜ)
Gazi, bir gün Meclis kürsüsünde asrîleşmekten söz ederken, bir mebus biraz da itiraz anlamına gelecek şekilde, 'Paşam asrî olmak ne demektir?' diye sorduğunda, derhal, 'Asrî olmak demek, adam olmak demektir!' cevabını vermiştir.
 Atatürk, 27 Eylül 1923 günü Neue Freie Presse muhabirine şöyle konuşmuştur

“Doğu ve Batı'dan, birbirine düşman iki ülke ve birbirine zıt iki düşünce biçimi olarak söz edilecekse, bu düşmanlığın kaynaklarını Avrupa'da aramak yerinde olur. Türk halkına daha iyi hükmetmek ve her türlü hür iradenin baskısı altına almak istedikleri için, imparatorluk döneminde padişahların, halkın Avrupa ile olan en ufak temasını gayretli bir biçimde engelleme­ye çalıştıkları doğrudur. Ama biz Türk milliyetçileri çevremize bulanık olmayan gözlerle bakıyor, yurt içinde dışındaki tüm olayları ve gelişmeleri dikkatle izliyoruz. Halkımızın diğer kültür toplumlarıyla olan bağını mümkün olduğunca sağlamanın kendi lehine olacağının bilincindeyiz. Biz Avrupa ile olan karşılıklı ilişkilerimizi hiçbir şekilde engellemek niyetinde değiliz, aksine bu ilişkilerin hızlı ve zamanında gelişmesini sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmak istiyoruz. Bizim bu tutumumuz Türk eksenofobisinin büyük bir yanılgı olduğunu açık seçik ortaya koyuyor."
Lider, 29 Ekim 1923 günü Fransız gazeteci Maurice Pernot'ya da şunları söylemiştir

" Yabancı düşmanlığı noktasına gelince; şu bilinsin ki, biz ecnebilere karşı herhangi düşmanca bir his beslemediğimiz gibi onlarla dostça ilişkide bulunmak arzusundayız. Türkler, bütün medenî milletlerin dostlarıdır. Yabancılar memleketimize gelsinler, bize zarar vermemek, hürriyetlerimize müşkülat çıkarılmasına çalışmamak şartıyla burada daima hüsnü kabul göreceklerdir. Maksadımız yeniden dostluk kurmak, bizi başka milletlere bağlayan bağları güçlendirmektir. Memleketler muhteliftir, fakat medeniyet birdir ve bir milletin terakkisi için de yegâne medeniyete iştirak etmesi lâzımdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun sükûtu, batıya karşı elde ettiği zaferlerden çok mağrur olarak, kendisini Avrupa milletlerine bağlayan ilişkileri kestiği gün başlamıştır. Bu bir hata idi, bunu tekrar etmeyeceğiz."

KAYNAKLAR
A.Süheyl Ünver, "Hocamız Atatürk", Sümerbank Dergisi 10 Kasım Özel Sayısı, (1964).
Adnan Nur Baykal, Mustafa Kemal Atatürk'ün Liderlik Sırları, (istanbul, Sistem Y., Kasım 2000).
Afet inan, "Kurtuluş Savaşının Bazı Belgeleri ve Atatürk'ün inkılâp Prensipleri" Belleten, Cilt XXXII, Sayı 128 (Ekim 1968).
Falih Rıfkı Atay, Atatürkçülük Nedir?(istanbul, Ak Y., 1966).
Mazhar Müfit Kansu, Erzurum'dan Ölümüne Kadar Atatürk'le Beraber, Ciltli, (Ankara, TTK Y., 1966).
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, "Kemalizm", Eubank Bülteni Atatürk Özel Sayısı, (Ankara, 1981).

>>>Devamı için aşağıdaki adresi kullanarak sunumun tamamını bilgisayarınıza indiriniz.

Yazar: Bilinmiyor

Konuyla ilgili aramalar: atatürkün liderlik özellikleri sunum , atatürkün liderlik özellikleri ppt , slayt

--> ATATÜRK SUNUMLARI SAYFASINA DÖN <--

Atatürk Liderlik Özellikleri Adlı Sunumu İndir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder